31 Ağustos 2012 Cuma

Günaydınlar :) Ve Hayırlı Cumalar



Herkese ama herkese günaydınlar..
Nasılsınız bakalım?
İyi misiniz???
Umarım hepiniz çok ama çok iyisinizdir..
Bende iyiyim çok şükür, bayramdan sonra çok gelemedim buralara..
Hal bu ki elimde öyle güzel resimler ve konular birikti ki sizlere aktarılacak.
Neyse artık yavaş yavaş anlatacağım hepsini.
Bir merhaba diyeyim geldiğimi bir haber vereyim istedim..
Ve herkesin Mübarek cumasını kutluyorum..
Mevlam bu güzel gün hürmetine kalplerimize iman ve sevgi ışığını hiç sönmemecesine yaksın inşaALLAH..
Sevgiler, saygılar efendim..

Nursalkımın..

23 Ağustos 2012 Perşembe

Geldi..m Galiba..



Aslında bu hayat ne kadar yoksul sonsuzluktan..
Bir ileri, iki geri hep aynı yollar..
Bazen yolcular farklı, bazen mevsimler..
Ama hakikat hep bir, hep aynı doğrular..
Ve filmlerde, ve masallarda kaldı hep umutlar..

Ve biliyor musun, yağmuru özledim!
Havanın soğumasını, soğuk bir gecenin koynunda yorgana sığınmayı..
Cama düşen yağmur tanelerini..
Ağzımdan çıkan buğuyu..
Kayıp bir haldeyim..
Kayıp, sonsuzlukta bir yorgunluk..
Çatlak toprak kadar kuruyum, çamur kadar ıslak..
Ateş gibi susuzum!

Ve biliyor musun,
Son bahara hasretim!
Umutsuzluklarımı kalın giysiler altına saklamayı istiyorum..
Hayallerimi yine başka baharlara kurmayı..
Yorgunum acımaktan..
Yorgunum..





---Geçmiş bayramınızı kutlarım, bayramdan önce yapamadığım için kusura bakmayın.
Biraz yorgun ve çok tabi yoğunum bu yüzden bir müddet uzak kalabilirim...
Dualarla.. ---

Nursalkımın..

17 Ağustos 2012 Cuma

Izdırap..


Hıçkıra hıçkıra ağlarken fark etti aynada kendi siluetini..
Hayat nasılda yormuştu onu böyle! Gözleri kara bir deliğe düşmüşcesine çukurlaşmış, göz altları morarmıştı..
ağlamaktan da şişmişti üstelik..
Yalnızlığın aksi öylesine sirayet etmişti ki tenine, boş bir beyazlık sarmıştı çehresini.
Belki de haftalardır dışarıya çıkmayışından, teninin güneş görmeyişindendi bu beyazlık.. Adı her neyse işte, asıl olan yalnızlığındandı..
Bu nasıl bir acı, nasıl bir kahredişti anlamıyordu, nasıl böylesine yanabilirdi can?
Nasıl böyle bir yoksunluk olabilirdi..
Aldığı nefes ciğerlerini yakıyor, kalbinin her bir atışı kanını damarlarından çekiyordu sanki..

Öylesine yorgun, öylesine çaresiz, öylesine cansız hissediyordu ki.. Belki de yaşamıyordu artık iliklerine kadar, belki de bu acı onu çoktan öldürmüştü. Belki de ruh denen  o manevi fer bedenin son demlerinde takılı kaldığı için hala nefes alıyordu..
Ama evet kesinlikle yaşamıyordu artık!
Bu nasıl yaşamaktı, gözlerinden akan yaşlar yüzünün derisini arındırmış kendine yol yapmıştı.. İzler öylesine belliydi ki! Kuru ve kırgın bir tebessüm belirdi dudaklarında, usulca yüzünde beliren o izlere dokundu, ne acı ama ne hoş bu izler 'O' nun izleriydi, 'O'ndan tek geriye kalanlardı..
Her şey ritmik bir şekilde işliyordu, sabah ağlıyor, akşam ağlıyor ve o arada kalan tüm gün ağlıyordu..
Oda loş, perdeler çekili, etraf toz toz duman içinde..
Baş ucunda eski bir komodin, komodinin üzerinde içinde yırtık bir resim olan eski bir çerçeve.. Yarısı boş bir bardak..
Geriye kalanı neredeyse yosun tutmaktan bulanmış suyla dolu..
Tam karşısında ise tüm acı gerçeği yüzüne vuran, yer yer çürümüş eski, çatlak bir ayna..

Dizlerini göğsüne kadar çekmiş, kırık dökük yatağın eski ve pas tutmuş demirden olan başlığına yaslanmış kendini izliyordu.. Demirden başlık ve sırtı bütünleşmişti, artık o batma acısını neredeyse hissedemiyordu. Günlerdir aynı şekilde oturuyordu, başı bazen kah uyumaktan, kah ağlamaktan bitap olduğu için dizlerine düşüyordu.. Ama sonunda yeniden kaldırdığında başını aynada ki o tükenmiş adamı görüyordu.
Ellerine baktı, yara bere içinde kalmış parmakları, tam avucunda ise camı kırık çerçevenin onun resmine denk gelen cam parçası..
Camın etrafı ise kuru kan pıhtılarıyla çevrili.. Ne tuhaf atrık kanamıyor avuçları ve artık yanmıyordu canı..

Ölüm bu kadar yakınken tenine, o neden bu kadar uzaktı kendinden?
Ah aşk, ahh aşk acısı ne tuhaftı!



Nursalkımın..

16 Ağustos 2012 Perşembe

Buğulu Sesleniş..



O'na..

Biliyor musun, geçen her salise hayatımdan akıp giden her zaman dilimi bana çok garip geliyor..
Zaman bizden sonra öyle hızlı akıyor ki..
Hoş bizimleyken daha da hızlı akmıştı sanki..
Bilmiyorum neden hala bir özlem ve bir telaş var içimde..

Üstelik çok korkuyorum özlemin içimi çürütmesinden..
Çok korkuyorum bu şeyin beni yok etmesinden..

Özlediğim sen misin bilmiyorum..
Belki beni deli gibi sevişini özlüyorum..
Biliyorum bir gün bir yerde yine karşılaşacağız..
Bu telaş da bu yüzden zaten..
Sadece uzaktan da olsa görmek isterim seni...
Belki iki sevgili değil de, seninle iki dost olmak isterim..
Belki..
Yıllar sonra kim bilir belki de iki yabancı yeniden tanışıp dost olabilirdik.
Hasretlerimizi, özlemlerimizi o istediğimiz planladığımız ama birlikte yürümeyi başaramadığımız güzel günlerin masum hikayelerini konuşup derin bir iç çekişle kadere ah edebilirdik.

Büyük yüreğine küçük yüreğimi tekrar emanet etmeyi belki de..

Ve ben..
Şimdi iyi biliyorum seni özleyen bedenim değil sadece ruhum..


Nursalkımın..

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Sev Beni ANNE..!



Sev beni anne!
Çok acıyor canım..
Çok acıyor tenimde zaman,
Geçip gidenler, avucumdan kayıp düşenler,
Bende bıraktıkları her derin iz ile birlikte beni tüketenler çok parçalar kopardı ruhumdan anne!

Şimdi sev beni..
Çok yanıyor canım1
kimsesizliklerim koynumda, benimle oyun oynuyor ecel..
Terk edilmiş bir hüznün baharında, beyhude hayallerle cebelleşiyorken böyle..
Sev beni anne!

Sev beni anne,
Acıların terennümü asi bir kızıl kuş gibi eserken sözlerime,
Kan misali boyanan gerçekler batarken ruhuma,
Hazin bir çığlık yükselirken sükûtlarımdan,
Kaybolurum yalnızlıklarda,
Tut yüreğimden sev beni..!

Sev beni anne..
Öylesine geçip giderken benim tüm dünyamdan,
Ardına bile bakmadan çalan gülüşlerimi ve en tiz düşlerimi,
Benden hayatı alan adam böylesine kahrederken dünlerimi, bu günlerimi..
Gel de sev beni ..

Sev beni anne,
Acılarım yüreğimde uyanıyorken,
Sev beni ne olur,
Bedbaht bir kimsesizlik ruhumda yükselirken..
Sev beni..

...

Dayanılmaz hüzünler bağrımda yanıyor...

...

Nursalkımın..

14 Ağustos 2012 Salı

Onca Zaman Sonra..



Şimdi gelsen!
Narından açılan yaralarıma ellerini sürsen,
Ardından gözlerime mihenk olmuş yaşlarımı sevsen..
Özledim desen,
Gözlerimin derinlerinde ki hüzünleri öpsen,
Bakışlarımda ki hasrete bakıp çok özledim desen,
Tenime tenini, canıma canını sürsen!
Yazgıma yazını yeniden yazsan..
Yokluğunda sönmüş ruhuma fer olsan..
Onca zaman sonra;
Onca özlem sonunda yine de gelsen..
Yine benimsin desen..
Onca aşk sonra yine sevsen..


Nursalkımın..

13 Ağustos 2012 Pazartesi

MİM'im Geldi Benim! (Kötü Hissedince)


Bloglarda ki MİM'leri okurken ve içimde ki yazma hissiyatı ayyuka çıkmışken dedim hadi bende bir MİM çözeyim..
Lafa bak! sanki bulmaca bu! ..
Hay ALLAH'ım ne çatlakça!

Neyse işte hazır gelmişken istek-i MİM'im, beni en son MİM'leyeni bulup MiM'lenmeye karar kıldım.
Ve en son MİM'lendiğim konu "Kötü Hissedince" ile beni MİM'leyen Deep'in yani SADE ve DERİN'in (TIK) MİM sepetime bıraktığı Mim-i büyük bir ciddiyetle yapmaya yeltendim..
Ay ne çok MİM kelimesi kullandım ya..

Neyse işte yapıyorum yani, gerçekten..

Mim Sorusu: Kendini kötü hissedince ne yaparsın?
El-Cevap:

İlk yaptığım şey bir abdest alıp, kimsenin olmadığı bir mekana gidip kıbleye dönüp içimde olanı mevlaya aktarmaktır..
Derdimi ona bir dosta sığınır gibi anlatırım..
Yanımda olduğunu beni dinlediğini ve teskin ettiğini düşünürüm..
Kolları altına sığınırım, çaresizliğimi arz ederim..
Genelde ağladığım için bir müddet için rahatlarım ve bu esnada her daim dolapta mevcut olan uyku haplarından iki tane alıp doğruca karanlık bir ortama uyumaya giderim ve genelde odamın kapısı kilitli, telefonum kapalı olur..
Kapıya bir not iliştirip rahatsız edilmemek istediğimi yazarım..
Uzun bir süre dinlenirim..
Uyandığımda hala üzüntülüysem üstüme rahat bir şeyler giyer, mp3 kulağıma takar tempolu müzik eşliğinde sahile iner ve yürürüm zaman zaman çimenlere oturur deniz ve insanları izlerim..
Ve aklıma hz. ALLAH'ım umut dolu dua ayetlerini getiririm..
Umutsuz hikayelerden, hüzünlü müziklerden ve dram filmlerinden özellikle kaçınırım..

Bu kadar..

Heee unutmadan her zaman ki gibi bu Mim-i okyup yorum yapan herkesi büyük bir zevk ile MİMMM'liyorum..

Nursalkımın..

Ben Geldim :)



Merhaba Arkadaşlar;
Bir haftalık temizlik arasının ardından nihayet gelebildim bloguma.
Bu bir hafta süresince bana öğk gelen bilgisayarı tamamen hayatımdan çıkarıp toz bezleri, çamaşır suları ve bilumum ev temizleme deterjanları ile haşır neşir oldum.
Ve bomba gibi döndüm! Her an patlayabilirim :P
Ev temizledim bedenen yoruldum ama benim için önemli olan zihin yorgunluğu olduğu için zihni olarak dinlendim ve geldim :)



ALLAH'ım yeni temizlenmiş ev gibisi yok!

Bir de etkisi şöyle bir iki hafta sürseydi; hemencik kirleniyor yahu! Çok gıcık bir şey!!! :)


Neyse herkese sevgiler, saygılar efendim, geldiğimi bi haber vereyim, bir selam edeyim istedim.
Şimdilik birikmiş işlerime odaklanayım, daha sonra herkese döneceğim :))

Hayırlı haftalar ve hayırlı ramazanlar :)

Nursalkımın..

3 Ağustos 2012 Cuma

Beni Merak Edecek Olan Varsa?



Beni merak edecek olan olursa 13 ağustos pazartesiye kadar bir hafta süre ilen hüzünlerimi off line edip tatile pardon ev temizleme ritualine çıkıyorum.
Resime aldanmayın benim tatil modum aynen böyle olacak ;


Haydi bana iyi temizlikler, sizlere de iyi bloglamalar..
Sevgiler, saygılar efendim..


Nursalkımın..

-Şıp, Şıp, Şıp.. Hüznün çığırtkan Sesi '2'



Onun kara mahzeni yosun tutmuş kalbiydi..

-Şıp, şıp, şıp..

Sussana sende bir, çaresizim anlasana hala benden istediğin nedir!
Söylenirken uykusuz ve birazda susuz elleri kömür karasına bulanmış zemine gitti..
Ah kahretsin yine vefasız uğruna anlamadan gözlerinden bir sel heba etti..

-Evet şıp şıp şıp..
-Sussana artık kalbi oyulmuş aptal aşık!
-Şıp...
-Yeter dedim! YETER! sus artık !

Beni delecek karanlıkları çalkalayan bu tiz sesin, senden damlayan her şıp yüreğime çelme takıyor biraz daha!
Sussana artık, sus bari eskittiğin yıllarım, kahrettiğin anılarım hatırına!
Gülüşlerini yitirdiğin koyu düşlerin hatırına..
Ah bu yoz olmuşluk, ah bu toza karışıp yok olmuşluk..
Sessizliği telkin ediyor ruhuma, ölümün masum susmuşluğu ne kadar çekici geliyor şimdi tüm vücuduma!

-Şıp mı?
-Hala mı?

Gitti işte zamanlar öncesiydi ve her şey bitti işte gün yine bu gün..
Kara gecenin karanlık zindanlarında bir o kararmışlığa bir bu sararmışlığa çarpıp durma yürek!
Biliyorum seni bu bedenden sinsice çalınman gibi kesip, kanata kanata yontmam gerek!

Avuçlarından sızan hicranların, kayıp kentlere bulaşan yalnızlığın artık seni de teskin etmeyecek!
Kuytulara sığınmış mezar yürekler bil ki çoktan oldu ecelin, ah aşk artık ruhunda bir daha dirilmeyecek!
Söndü gün ışıkların, belki güneş erken battı belki seni de bu karanlık dehlizler böyle derinden ağlattı!
Bil ve anla artık giden bir daha geri gelmeyecek!

Nursalkımın..

2 Ağustos 2012 Perşembe

Şıp Şıp .. -Nedir Bu? -Ses! -Peki Ne Sesi? -Onu Da Sen Bul...!



-Seviyor..
-Sevmiyor..
-Seviyor..

Anlamsızdı elinde ki papatyanın yapraklarını böyle umarsızca bir aşka kurban etmek, tel tel çığlıklar arasında koparmak..
Sevse sevgi sorgulanır mıydı hiç?
Buzdan örtülü o hain kalp çalıp giderken hayallerini, sevse başka olurdu her şey..
Kumdan inşa edilen gürizgâh bir aşktan  meftun yüreği her rüzgâr esişinde ufalanmazdı böyle Sevseydi eğer..

Ağladı ama biliyordu ağlamakta anlamsızdı, onun uğruna heba ettiği her gözyaşı bile koca bir kayıptı..

Her şeye rağmen hala onu sevmek dayanılmaz geliyordu, aptal kalp bir türlü laf anlamıyordu..!
kendine saygısı mı kalmamıştı, dili hala onun adını sayıklıyordu!

Soğuk gecenin yakıcı hüznü midesini bulandırıyor, gözlerini buğulandırıyordu!

İmkansızlıklar ihtimaller dahilince bir hayatın ucundan tutmuş, beline doladığı kasvetin ruhuna tesirine izin veriyordu!

Ah kahretsin o eski, o aciz, o hain sevgilinin yokluğu hala varlığının hükmünü veriyordu!!!

Bir ses işitti taş zemini delmek isteyen keskin bir ses!

Şıp, şıp, şıp...

Nursalkımın..

Hayat Nasıl Bir Muamma..?



Resimde çok tatlı olmasına rağmen kedileri de sevmem..

Karışık bazen, bazen tek düze..
Kimi zamanda heyecan dolu..
Bilmiyorum, evren nasıl bu kadar gürültülü..
Uzay boşluklarının sonunda neler var?
Yıldızlar neden böyle güzel parlar?
vs. vs. vs.

Nursalkımın..