30 Eylül 2016 Cuma

Bilsen..



Bir bilsen içimde kopan fırtınaları..
Bir bilsen yetemediklerimi, yetişemediklerimi..
Oysa ne çok hayal biriktirdim biliyor musun çocukken ben hayata dair?
Çocukken de acılarım vardı, büyüyünce geçer sandığım...
Şimdide var çocukken hiç tanımadığım..

Yalnızlıklar ömür boyu bırakmazmış insanın yakasını..
Kimi, neyi olursa olsun insanın, o hep yalnızmış aslında..
Doğarken de yalnızmış insan, ölürken de..
Ve biliyor musun?
Yaşarken de..

Hiç biliyor musun?
Ben kendimi çok sevmiyorum, yaptıklarımın da doğruluğu konusunda endişelerim var..
Yapacaklarım için ise sadece dua edebiliyorum...
Yani kendime bile yabancıyım aslında..
Kendimden bile uzak..
Kendime bile kırgın..
Kendimden bile yorgun..

Benim sana hiç anlatamadığım, yüreğimi yırtan sancılarım var..
Gözlerimi her defasında kanatan hüzünlerim var..
Çaresizliğe bürünmüş umut kırıklarım,
Ve yaşanamadan yarım kalmış kimsesiz hayallerim var..
Yitiklerim, yitirdiklerim, yıkılmışlıklarım var..
Avuçlarım da belli belirsiz çatlaklar,
Göz yaşları gibi bir bir damlayan kan baloncuklarım var..

Bilsen ne kırgınlıklarım, ne tek başına kalmışlıklarım,
Koca koca hüzünlü yalnızlıklarım var..
Bir bilsen ah..
Ne boynu bükülmüşlüklerim var...
Bir bilsen büyütülmeyen ne çocukluk anılarım,
Koyu karanlıkta biçare kalmışlıklarım var..
Dört duvarlar arasında ne suskun haykırışlarım,
Ne acıya perçinlenmiş bakışlarım var!

Bir bilsen canıma batan ne kırıklarım var yokluklarda..
Ne sancıyan, nasıl şiddetle acıyan yanlarım var..
Saçları şefkatten mahrum, hiç okşanmamış bezgin çocukluğum,
Çocuk kalbi katledilerek parçalanmış yaşanamamış gençliğim var...

Bir bilsen ne çok aramak istedim seni,
Ne çok boynuna atlayıp sarılmak...
Yoklukla acıyan yaralarımı varlığınla sarmak..
Bilmiyorsun ya hiç bir şeyi !
Oysa bir bilsen şimdi içimdeki seni...

Ahh..
Bir bilsen ne yapamadıklarım,
Ne yapamayacaklarım var..
Bilsen, bilsen sen şimdi bana ağlardın..
İnan bilsen şimdi bana koşardın!

.............................zamansızlıklardan !
..................Özledim !




Seni çok özledim gece gözlüm benim..
Rüzgar olsaydım, esseydim denizlerden, kalbinde uyusaydım..

s.g.d.t.a.s.i.v.g.a.....


Nursalkımın..

29 Eylül 2016 Perşembe

Karman/çorman..



Uzunca bir gecenin sonunda Gabriel, ellerim üşüyor! Yüreğime bastıran sis gözlerimden akıyor yağmurların tınısında..
Denizler diyorum gri denizler, olsaydı belki biraz yeşil!
Aslında hikaye denizin kızına aşık bir korsandan geliyor.
Tek gözü bencillikle kör edilmiş ve alaylı maskenin takıldığı korsanın ellerinde diğerlerinden çaldığı hayaller var.
Öyle ki Picasso'nun tablolarına konu olan sızmış ve süngüye çekilmiş amansız aşk, baksana Picasso bile susmayı tercih etmiş..
Tablolarında ki karman çormanlık onu da zifiri bir suskunluğa itmiş..
Bir ressamın fırçasından yayılan hüzünler gibi, bir tuvale ince ince işlerken yalnızlığımı atlar koşuşturuyor yüreğimde.
Yüreği kırık Mecnun alıyor sazı eline, imkansız aşka tutulan Züleyha için söylüyor manilerini.. Züleyha öyle bir yangın ki sevgiliye ateş gibi yakıyor giydiği tüm gömlekler, zehir gibi keskin içtiği tüm şerbetler..
Bütün denizleri içse sönmeyecek içinde ki kor Züleyha'nın..

Yar ise suskun!

Şişş.. Sessiz olun lütfen, artık feryat etmenin faydası yok!
Mamafih hanımefendi bu hayatın gailesine göre elimizden gelen her şeyi yaptık ama ne yazık ki Aşkı gelenin yaşama şansı yok!

Hastanız şiirlerimize konu olduğunda, fazla aşktan tükenmiş durumdaydı..
Tüm unutturma çabalarımız hiç bir sonuç vermedi..
Kısacası üzgünüz, hayallerinizi kaybettik!
Bundan sonra sesini yitirdi tüm kelimeleriniz, başımız sağ olsun...




Yavaş yavaş ölüyorum, s.ç.h.s.y...



Nursalkımın..

9 Eylül 2016 Cuma

Geriye Kalan..



//Eylül sardı beni;


"Oysa olmalıydın şimdi yanımda..
Sıkıca sarılıp sana sıcacık düşlere kapılmalıydım kollarında.. "

Diye geçiriyordu aklından Kadın..

Tam o sırada alaycı bir tavırla;
-Neden? diye haykırdı adam!
-Neden böyle mutsuzsun ki? anlayamıyorum! diye ekledi..

-....!
Sadece sustu kadın, feri sönmüş bakışlarını ellerinden çekip perdesi yarı aralık pencereden bulutsuz gökyüzüne çevirdi..
Susmak batıyordu ciğerlerine ama mecali de kalmamıştı artık konuşmaya..

Hem konuşsa ne diyecekti ki?
"Sadece sevilmeyi bekledim bunca zaman!" Dese anlayabilecek miydi adam?

Oysa solan bakışlarından, sessizleşen tebessümlerindem, yok olan ışığından anlamalıydı adam..
O'nu nasıl yavaş yavaş tükettiğini, yaşam sevincini nasıl katlettiğini göremedikten sonra Kadın daha ne söyleyebilirdi?

Artık iflah olmayan bir hazan mevsimiydi kadın..
Solmuştu tüm çiçekleri, kurumuş ve çatlamıştı toprakları..
Tarihine hüzün lekesi bulanmıştı bir kere..
Gökkuşağı solmuş, ellerinde sadece grinin tonları kalmıştı..

Anlamayacaktı hiç bir vakit adam..

Kadın için artık çok geçti..

Çaresizlik hastalığına tutulmuş, ölmek için gün sayan bir ceset kalmıştı geriye..





Dokun yaralarıma, artık tek çarem sensin anlasana!
Yavaş yavaş eksiliyorum benliğimden,
Bittiğimde göreceksin!
Benden geriye bir tek "Sen" kalacak..

//s.ç.g.a.s.b...


Nursalkımın..