9 Eylül 2016 Cuma

Geriye Kalan..



//Eylül sardı beni;


"Oysa olmalıydın şimdi yanımda..
Sıkıca sarılıp sana sıcacık düşlere kapılmalıydım kollarında.. "

Diye geçiriyordu aklından Kadın..

Tam o sırada alaycı bir tavırla;
-Neden? diye haykırdı adam!
-Neden böyle mutsuzsun ki? anlayamıyorum! diye ekledi..

-....!
Sadece sustu kadın, feri sönmüş bakışlarını ellerinden çekip perdesi yarı aralık pencereden bulutsuz gökyüzüne çevirdi..
Susmak batıyordu ciğerlerine ama mecali de kalmamıştı artık konuşmaya..

Hem konuşsa ne diyecekti ki?
"Sadece sevilmeyi bekledim bunca zaman!" Dese anlayabilecek miydi adam?

Oysa solan bakışlarından, sessizleşen tebessümlerindem, yok olan ışığından anlamalıydı adam..
O'nu nasıl yavaş yavaş tükettiğini, yaşam sevincini nasıl katlettiğini göremedikten sonra Kadın daha ne söyleyebilirdi?

Artık iflah olmayan bir hazan mevsimiydi kadın..
Solmuştu tüm çiçekleri, kurumuş ve çatlamıştı toprakları..
Tarihine hüzün lekesi bulanmıştı bir kere..
Gökkuşağı solmuş, ellerinde sadece grinin tonları kalmıştı..

Anlamayacaktı hiç bir vakit adam..

Kadın için artık çok geçti..

Çaresizlik hastalığına tutulmuş, ölmek için gün sayan bir ceset kalmıştı geriye..





Dokun yaralarıma, artık tek çarem sensin anlasana!
Yavaş yavaş eksiliyorum benliğimden,
Bittiğimde göreceksin!
Benden geriye bir tek "Sen" kalacak..

//s.ç.g.a.s.b...


Nursalkımın..

31 Ağustos 2016 Çarşamba

Sevda..



Pardon bakar mısınız?
Benim bir yanım, kaldı biraz yarım..
Diyorum ki bir baksanız..
Tutup kolumdan, en acıyanlarımdan sarsanız...
Belki bir film sahnesi gibi olamayız ama,
En azından hayallerin tezahürü olabilir kavuşmamız..

Pardon sever misiniz?
Neden diye sormadan, bahanelere sığınmadan!
Cesur olup mertçe yüreğinizi bir verseniz,
Yılların tecellisi bütün kırık beyazlarımla sevseniz!
Belki hayalleri süsleyen yıldızlar misali güzel değilim ama,
En azından rüyaların ön gösterimi olur sevişlerimiz..

Pardon gelir misiniz?
Yollar tükense de maverada,
Bir patika aralığında inadına kesişse yolumuz,
Görmüyor musunuz?
Siz ve ben kırık kalplerin parçalarında nasılda yok olmuşuz..
Gaipler(kayıplar) kervanında kendimize nice sahte yollar bulmuşuz..

Yani işin özü;
Diyorum ki bana bir baksanız,
Beni bir sevseniz,
Ve  bana gelseniz..
O zaman işte tam olacak bu sevda..

//Sessizliğin ertesinden



s.g.a.b.y... 


Nursalkımın..

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Ben, Ben Olmasaydım?




Bazen düşünüyorum olduğumdan farklı biri olmayı ve yaşadığım hayattan farklı bir hayat yaşamayı..
Mesela prenses olabilirdim diyorum, kim istemez ki?
İsterseniz şimdi gidin sorun tüm küçük kızlara, hepsi özünde birer prensestir zaten :)))
Düşünsenize herkes el pençe divan önünüzde, ülkenin yüreği sizin için çarpıyor, tüm genç delikanlıların kalpleri size bağlı, birine tebessüm etmeniz ne büyük lütuf..
Ama sonra prensesin eğitimleri, hep girmesi gerektiği dar kalıp, içinde bulunması gereken sorumluluk ve ciddiyet aklıma geliyor aman boş ver diyorum..
Sonra çoban yapıyorum kendimi, gün boyunca koyun kuzu peşinde aylak aylak dolan dur diyorum, beden yorulsun ama beynin rahat..
Hem diyorum o ağaç senin, bu çiçek benim..
Belki de küçükken izlediğim Heidi'nin Alp Dağlarının dibinde doğal doğal yaşayayım diyorum..
Sonra aklıma özene bezene baktığım, peşlerinde dolandığım koyunlarımın, kuzularımın hunharca(!) kesildiği geliyor hemen ondan da vazgeçiyorum..
Sonra doktor oluveriyorum birden, hastalara mucizevi şifalar bulan, mevlanın kullara bahşettiği gizemleri keşfeden ben oluyorum..
Tüm hastaları iyileştiriyorum, tüm ağrıları dindiriyorum, dünyada benden iyisi yok! İnsanların hepsini mutlu ediyorum, sonra başkalarını mutlu etmeye çalışırken kendime ayıramayacağım zaman geliyor aklıma ondan da vazgeçiyorum..
Seyyah olsaydım mesela diyorum, o ülke senin bu okyanus benim gezseydim. Keşfederek tüm alemi daldan dala uçan kuşlar misali, oradan oraya sürükleseydi hayat beni.. Ama neden sonra kırılan kupamı bile özleyip üzülen benim geride bırakacağım onca güzelliğin ve dostun özlemini düşünüyorum yok yok bu zor diyorum..
En sonunda ekmek elden su gölden bir sahil kasabasında yaşayan bir yaşlı oluyorum. İş yok, güç yok! Koca günler akşama kadar benim. Gez dolaş, gün bitinceye kadar otur, yat! Hiç çalışmak yok..
Sonra hafta sonları bir gün ev temizlemekle geçtiğinden diğer gün daha öğlen olmadan evde oturmaktan sıkıldığım bir ampulün yanma edası ile zihnimde beliriyor, hemen kendime geliyor ve sonunda acı gerçekle yüzleşip tamamen kendim oluyorum ve olmayı düşlediğim her karakterde böylesine sıkılacak üzülecek parçalar bulduğum için kendime kızıyorum..

Sonunda kendim oluyorum da işte orada da bir türlü huzuru bulamıyorum.. Eee nasıl olacak peki? Siz söyleyin, ben ben olmasaydım KİM olmalıydım..



Çocukluğumu anımsattı bana bu şarkı :) Sizlerle paylaşmak istedim.


NOT: Uzun süredir buralarda olmayışıma sitemde bulunan dostlar, sizi seviyorum ama son zamanlarda kendimi pek sevemiyorum o yüzden okumaya değil ama yazmaya ara vermeliydim..


Nursalkımın..