30 Kasım 2015 Pazartesi

Umut Avcısı 2 / Hikayemsi




Hatırında kalan o kremsi bakışlar, o bakışların içinde ki hüzün ve yüzünde ki solgunluğun tınısı, ah nasıl oluyordu da bir türlü etkisinden çıkamıyordu..
Yine hatırlamıştı tüm bunların sebebi olan günü..
En fazla 18 -19 yaşlarında ki kız o gün deniz kenarında ki kuytu bir köşede eskimeye yüz tutan bir bankta oturmuş kendi kendine bir şeyler mırıldanıyordu. Grimsi ve soğuk hava akşam ayazına yüz tutmuş, karşı yakanın huzurdan uzak ışıkları bir bir titremeye başlıyordu. Etrafından geçen onlarca insan ve arabanın hiç birine aldırmaksızın donuk bakışları sadece bir noktaya kilitlenmiş öylece bakıyordu.

Aslında umutlarını avladığı tüm avlar(insanlar ) genelde ağlardı. Bu işin en kötü yanı umutlarını sömürdüğü insanların acılarının bir kısmını mecburi bir şekilde benliğinde hissetmesiydi. Ve bu mecburi-acılı hislerin büyük bir bölümü ağlamak denilen şeyin gözlerde bıraktığı batıklaşmaydı.. Bu hislerden uzaklaşmak için genelde kurbanlarını sonuna kadar tükettikten sonra hızlıca bir başkasının yeni filizlenen beklentilerine koşardı.

O gün ise beklediğinin aksine sadece avuçlarında üşüme hissedebilmişti ve bu durum istemeden de olsa o kızı izlemeye itişti kendisini.. Çok garip bir insandı bu, ilk defa başka umutlar dikkatini çekmiyordu, içinde karşı koyamadığı bir hisle bu kıza takılıp kalmıştı. Kızın oturduğu bankın yakınında ki bir çöp kutusunun paslı demiri oluvermişti sırf onu izleyebilmek için.

Neden buradayım ne yapıyorum ben diye düşünürken sonsuz yaşamı içinde ilk defa o gün topladığı tüm umutların içinde sadece birinden etkilenmişti.
Hissettiği bu garip duygu çok başka bir şeydi. Fark etti ki izledikçe o insanın tüm hislerini içinde hissedebiliyordu. Avuçlarının üşümesinin yanında dudaklarının sağ yanı acıyordu..
Bu nasıl olabiliyordu aklı almıyordu bir türlü? Bakışların acımasına alışıktı ama olmayan dudaklarının acıması garipti. İlk defa bütün bir insan gibi hissedebiliyordu. Tamam gözlere alışkındı ama dudaklar ve tuzlu bir tat..

Gözyaşının kokusunu alabiliyordu, her şeyin kokusunu alabiliyordu ama tat denen duygu farklıydı, koktukları gibi değildi. Tüm bunlar ona o kadar yabancıydı ki, Umut avcısı eskilerden duyduğu bir efsaneyi araştırmaya karar verdi. Kendisi hiç aldırış etmemişti ama yılda bir bir araya geldiği diğer avcıların ağzından düşmeyen o efsaneyi şimdi ilk defa dinlemek istiyordu.

Kıza bakmayı sürdürürken, kızın bakışlarında ki donukluk ve duygudan yoksunluk içini titretmişti. bu insan denen varlık nasıl bir şeydi?

(Devam edebilir, Sanırım..)

---------------------------

Gün kaça vurdu, mevsim hangi saat?
Söyle bana günlerden kış mı? yaz mı?
Yoksa yüreğim gibi yer gök ayaz mı?

Geçerken bir iklimime uğra sevgili,
Gönül sensizken fark etmiyor artık!
Dünya da filizlenen  ışık çok mu, az mı!


s.h.s.i.b.b.a...

Nursalkımın..

26 Kasım 2015 Perşembe

Umut Avcısı / Hikayemsi



Ellerine dokundu önce demek ki hissetmek böyle bir şeydi ve vücudunun sol tarafında ki karmaşık çarpıntı, gelip boğazına oturan ağır bir yük, dalga dalga olan bakışlarının deli bir buğuya yenilmesi tüm bunlar yaşam denen duygunun belirtileri miydi? Yıllardır bunun için mi çabalamıştı?

Karşısında ki canlıya baktı, Ancak o anda artık kaybedecek bir şeyi olmadığını hatırlayabildi, bir parça karanlığın ellerinde sadece imkansızlıklara ulaştığını iyi biliyordu.. Dokunduğu ne varsa çürümeye yüz tutuyordu sanki, bir lanetin evrene tecellisi gibiydi..

Koştu.. Yaşanmışlıkların üzerine çektiği çizginin seyrinden çıkmaktı sanki niyeti ama ne kadar koşarsa koşsun, ne kadar giderse gitsin bu sadece ayaklarının boşa debelenişiydi.. Zira içinde ki çarpıntıdan, gözlerinde ki buğudan, boğazında ki yumrudan bir türlü uzaklaşamıyordu.

Etrafını çevereleyen zifiri karanlıkta tutunmaya çalışan bir kaç metruk hayalden ve uzun bir direğe asılı kalmış, yanıp sönen umut ışığından başka bir şey yoktu görebildiği kadarıyla..
Bu virane  şehrin, asık suratlı sokaklarında ne kadar da hüzün vardı böyle, burnuna gelen gözyaşı kokularından midesi bulanmıştı. Arada bir duyulan çapsız ve utanması olmayan bir kaç kahkahanın da soğuk yankısı vardı..

Hikayeler peşinde koşmaktan bıkmıştı, umut avcısı sonunda kendini azat etmişti başkalarının üzüntüleri üzerine kurduğu yaşamından.. Takipçi olmak ve sürekli avlamak zor geliyordu. Üstelik acı çekmenin dramatik sarhoşluğuna isteyerek talip olmuştu.

İyi mi etmişti kötü mü bilmiyordu, sadece artık yorulmuştu..


(Hikayemsi devam edebilir... Belki)

----------------------

Sana adandım sevgili,
Sonuna kadar açtım benliğimi,
Buyur gir içeri,
Ne istersen, nasıl istersen EYVALLAH....

s.ç.g.a.b.v.n.i.y....





"Hiç sevmedim kimseyi senin kadar
 Çok yalnızım,
 Seninle bir yarım bir yarım..
 Yok, söylemeden olmaz!
 Ben sana aşığım, BEN SANA AŞIĞIM!

 Eğer elindeyse ne olur çal kapımı,
 Eğer yüregindeysem ne olur sil göz yasımı.."


Nursalkımın..

23 Kasım 2015 Pazartesi

Kaybettim !



Anne..
İçimde tutamadığım, yanan, kanayan dilsiz bir acı var...
Ben usta bir oyuncuyum aslında, öylesine güzel ve derin maskeliyorum ki kederlerimi..
Bazen ben bile şaşırıyorum kendime..
Belki küçük sayılabilecek hazanlar benim bünyemde deprem oluyor anne, büyüdükçe büyüyor..
Fırtınalar esiyor, sel olup taşıyor..
İçimde tuttukça yutuyor, yuttukça tüketiyor beni..

Çözümsüz sancılarım var anne, ilaçsız ağrılarım, kabulsüz dualarım..
Kirli bir kalbim, kırık bir yanım..
Unutamadıklarım var bir de unutmuş gibi yaptıklarım..
Kelimeleri toplayıp demet yapsam da tarif edemeyeceğim sızılarım var..
Koyu lacivert sırlarım..

Anne, hep soruyorum kendime ben kimim?
Neden içimde ki dünya böylesine yoksun ve karanlık..
Neden umutlarıma hep imkansızlık kelepçeleri vuruyorum..
Neden gitmek istedikçe ayaklarım çivileniyor hayallere..

Artık hayal kurmak ve rüya görmek de istemiyorum..
Peki gerçek dedikleri şey ne anne?
Hangisi daha gerçek ki?
Uçtuğum, çiçek açtığım zihin penceresi mi, her şeye rağmen yaşananlar mı?
Hüzünler mi? Sevinçler mi?
Hangisi daha yakıcı ve yıkıcı..
Hangisi daha masum..
Hangisi benim anne?

Ben araftayım anne, sıkışıp kaldım..
O kadar çok kaybettim ki hayat çizelgesinde..
Şimdi yağız bir isyanın ters ve çıkmaz sapaklarında yolumu da kaybettim
Ve en çok da kendimi...
Kaybettim, arıyorum ama artık bulamıyorum anne..
Bulamıyorum...

Sığamıyorum  içime, savunmasızım..




Ben ne zaman büyüdüm, oysa ben hep çocuk kalmak istemiştim..

s.s.ö.i.v.b.k.b..





Nursalkımın..

17 Kasım 2015 Salı

Gel..



Gel,
Gel ey rüyalarımın efendisi..
Masivadan dola boynuma kaderini..
Hükmün fermanımdır başım üstüne..
Gel ey gece gözlüm,
Varlığın varlığım üstüne..

Gel, ıssız sokaklarımda mavi güller açsın,
Gel de, kederine tutkun bu kara matem artık bitsin!
Denizlerim ol, hırçın dalgaların soğuk tenime sinsin! .
Gel, sarmaşıklar misali sarılayım dallarına,
Gel, tüm ümitlerim kokunla yeniden yeşersin!..

Gel, ey ruhuma katre katre işleyen!
Gel de yeninden bul beni!
Sevda ile var et ağlayan gülüşlerimi!
Bir aşkı bırakıver usulca gönlümün surlarından içeri!
Bahar olsun tenimde,
Aşk koksun yüreğimde,
Çiçekler açsın gözlerimde!

Gel ey sevgili..
Yağmur ertesi açan ebem kuşağı gibi..
Yedi renginle boya beni,
Bilmez misin sanki?
Hasretim ben öylesine sevilmeye..
Gel de baştan yaz kaderimi!

Ey gece gözlü sevda diyarım!
Sen gel yeter ki...





...
Saçlarımı ellerinle okşa yeter yar..
Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar..
Alla beni pulla beni al koynuna yar..

s.ç.g.s.b.i.a.b.a.k.y.........




Nursalkımın..

13 Kasım 2015 Cuma

Bana Dair..




(Bana ait bir karalama)

Bu gün biraz değişiklik olsun istedim ve daha önceden başka birine sormak için derleyip bir araya getirdiğim soruları kendim cevapladım.. İşte sorularla ben..


En sevdiği renk nedir?

- Mavi.

Bucun nedir ve ilgilenir misin?

- Kova, burçlarla ilgilenmem.

Seni derinden etkileyen bir film var mı?

- Esaretin Bedeli - Titanic

En sevdiğin yemek?

- Etli lahana dolması :)

Yemekten hoşlanmadığın ya da hiç yemediğin bir yemek var mı?

-  Bakla.

Peki yememenin herhangi bir nedeni var mı?

- Tadına alışamadım.

Seni en çok etkileyen şehir / şehirler?

- İstanbul, henüz gidemesem de Medine..

Genel olarak nasıl vakit geçirmekten hoşlanırsın?

-Çalışırım, müzik dinlerim, dizi/film izlerim, çokça gezerim. Ama en çok 'SU' ile haşır neşir olmaktan hoşlanırım. özellikle yüzmeyi çok severim..

Mesleğin nedir ve bu mesleği neden seçtin?

- Yazılımcıyım, program yazıyorum. İmam hatip lisesi çıkışlıyım ve benim mezun olduğum dönemde  üniversite için İlahiyat'tan başka sansım yoktu aslında doktor veya mimar olmayı isterdim lakin olmadı.. Teknolojiye olan merakımdan yazılımcı oluverdim.

Şuan için önündeki en büyük hedefin nedir?

- Huzur bulmak (!)

Vaktini nerelerde geçirmekten hoşlanırsın? Sıkça gittiği özel bir yer var mı?

- Deniz'i izlemeyi severim ve sık sık sahile giderim. Fethi Paşa Korosu sık ziyaret ettiğim yerlerdendir.

Takip etmekten özellikle zevk aldığın yazarlar veya siteler var mı?

- Sevdiğim ve sıkı takipçisi olduğum bloglar var. Yazar olarak ise Münir Derman en etkilendiklerimden..

Dinlemeyi sevdiğin müzik türü nedir ve müziğini sevdiğin sanatçılar?

- Her şeyi dinlerim ama 90'lı yılların slow şarkılarını ve belli başlı sanatçılarını ayrıca severim. Bir de Arapça slow ve Hintçe hareketli şarkılar dinlemeyi severim.

Sende iz bırakan şarkı hangisidir?

- Gökhan Kırdar - Yerine Sevemem (bu şarkıyı dinlemeye tahammül edemiyorum.)

Kendine dair hatırladığın ve kötü sayılabilecek en eski hatıran nedir?

- Kardeşimin vefatı... Hayatımın dönüm noktasıdır, gençliğe adım attığım yıllarımda ki suskunluk sebebimdir..

Çocukluk korkularını anlatır mısın?

- Mahallemizde yaşanan bir cinayet sebebi ile yatak altlarından ve karanlık olan tüm boşluklardan korkardım. Dozer vb. aletlerden büyüklükleri sebebi ile korkardım. Bu korkularım hala devam eder.

Kendine dair hatırladığın ve seni mutlu eden en eski hatıran nedir?

- Köyümüzde ki çocukluk anılarım, taflan ağaçlarının üstünde evcilik oynamak..

Gitmeyi çok istediğin özel bir ülke var mıdır?

- Fas'ı ve İskandinav ülkelerini çok merak ediyorum ama ilk gitmek istediğim yerler Medine ve Mekke..

Peki, hayatında iz bırakan özel biri var mı? Varsa kim?

- Var...

Sana ilginç gelen ve en çok sevdiğin kelime nedir?

- "Can"..

Peki, söylenmesinden hiç hoşlanmadığın, sevmediğin bir kelime var mı?

- "Lan"..

Seni en çok ne heyecanlandırır?

- Maceraperestim ve maceraya dair her şey beni heyecanlandırır..

Heyecanını ne kırar?

- Sabit fikirli ve kibirli insanlar.

En son ne zaman ve ne için ağladın?

- Her yazdığım şiirde bir damla da olsa gözyaşı vardır... Her şey için ağlayabilirim ben. Sokakta gördüğüm bir dilenciye, haberde izlediğim hasta birine.. Aslında ağlamayı severim, en çok insancıl olduğum an gibi gelir bana.

Senin için kıymetli olan, durumunun değişmesini istediğin ama müdahale edemediğin şeyler / kimseler var mı?

- Evet, tüm çocuklar.  Sihirli bir değneğimin olmasını ve tüm çocukların gönlünden geçenleri yapabilmeyi isterdim..

Görünmez olsaydın ilk ne yapmak isterdin?

- Bende kalsın ..

Gerçekten büyüdüğünü ne zaman ve nasıl hissettin?

- Lise 1. sınıfa giderken başörtüsü olayları yaşayıp da polislerin bize olan tavırlarını gördüğümde çok büyümüş hissetmiştim..

Kazandığın ilk parayla aldığın ilk şey nedir?

- İlk maaşımın neredeyse yarısını sevdiğim birine verdim ve kalanı ile aileme hediye aldım..

Kendini en iyi hissettiğin anlar ne zamanlardır?

- Uyuduğum (düşünmekten uzaklaştığım) zamanlar ve Ebrû yaparken ..

En imkânsız isteğin/hayalin nedir?

- Hiç yaşamamış olmak..

Eğer sen "nursalkımı" olmasaydın kim olmak isterdin?

- Dünyada ki zulmü durdurabilecek kadar güçlü biri olmak isterdim..

Uyumadan önce genellikle aklına gelen bir şey/biri var mı?

- Var ve bu yüzden uykuya dalma problemi yaşarım..

Başını belaya sokan en büyük yaramazlık hatıran nedir?

- Lisede iken sınıf başkanıydım ve arkadaşlarım dersten kaçtığında bir yerden tevafuken elime geçmiş olan ve sınırlı sayıda olan boş yoklama fişleri ile normal yoklama fişlerini değişir ve fişlerin üzerinde ki imzaları taklit ederdim. Ve bir defasında bunu yaparken müdür yardımcısına yakalandım :(

Sana geçmişinde bir şeyi değiştirme, geri alabilme şansı tanınsaydı bu ne olurdu?

- 13 yaşımda ki halime gider ve kulağıma bir şey fısıldardım..

Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdin?

- Uçmayı ve insanların acısını hafifletecek/iyileştirebilecek özel bir güce sahip olmayı isterdim.

Hayatında başardığın ve en zor olduğunu düşündüğün şey nedir?

- Unutmak, alışmak..

Yarın öleceğini bilseydin şimdi ne yapmak isterdin?

- Her zaman yaptığım gibi tövbe etmek ve içimdekileri sahibine anlatmak isterdim .

Ölü ya da yaşayan her hangi biriyle bir defa karşılaşma fırsatın olsaydı bu kim olurdu?

- Hz. Muhammet Mustafa (s.a.s.)...

Hangi hayali kahraman olmak isterdin?

- Bir melek olmayı isterdim..

Kendinde sevdiğin en iyi yön nedir?

- Grursuzum..

Peki, sevmediğin en kötü yön?

- Tezcanlıyım, kararsızım, çok çabuk inanırım ve çok güvenirim..

Kardeşin var mı? Nasıl geçinirsin?

- Tek bir kardeşim var ve canımdan çok severim..

Hayatında hiç yapmam dediğin bir şey var mı?

- Büyük konuşmamaya çok çok özen gösteririm ve bu yüzden "BÜYÜK KONUŞMAK" derim..

Peki, er ya da geç şunu mutlaka yapacağım dediğin bir çılgınlık var mı?

- Bir gün geleceğe dair tekrar hayal kuracağım..

En sevdiğin meyve nedir?

- Böğürtlen.

En sevdiğin mevsim?

- İlkbahar ama yeşillenen toprağa, lapa lapa yağan kara, damla damla yağan yağmura aşığım..

Peki, hiç şiir yazdın mı? Ve yazdıysan paylaşabilir misin?

- Yazdım ve zaten çoğunu burada paylaşıyorum :)

Hiç mektup yazdın mı? Kısaca konusu ve kime yazıldı?

- Evet yazıp göndermediğim ve yıllardır sakladığım bir mektup var, konusu sitem.

Oturup, gelip geçen insanları izlemek için sence en iyi yer neresidir?

- Sahiller ve toplu taşıma araçları..

İnsanlardan duymayı en çok sevdiğin kelime nedir?

- Allah'a emanet ol..

Bu gece öleceğini bilsen bazı insanlara bazı şeyleri söylememiş olmanın pişmanlığını hisseder misin? Peki, neden söylemedin?

- Sanırım pişmanlık duyardım. Çünkü söyleyemezdim..

Günün birinde çocuğunun doğduğu hastanede bir yanlışlık yapıldığını ve çocukların karıştığını öğrendin, öz çocuğunla, büyüttüğün çocuğu değiştirir misin?

- İmkanım varsa ikisini de alırdım..

Bir yemeğe davetlisin ve önüne tanımadığın bir yemek konuyor. Tuhaf haline ve pek iştah açıcı görünmemesine rağmen tadına bakar mısın?

- İslami usullere ve hijyen kurallarına uygun ise evet, tadına bakardım.

Evin ve içindeki eşyaların yanıyor. Aileni ve kendini kurtardıktan sonra bir kez daha içeri girme şansın var. Ne kurtarırdın?

- Resimlerim, şiirlerimi ve yazılarımı..

Sen hiç yağmurun altında ağladın mı? Neden?

- Evet ağladım, kalbim kırılmıştı..

Kendimle ilgili 3'ü doğru 4 şey nedir? (hangisi yalan okuyan buluyor)

- Hüzünlüyüm, deliyim, korkağım, merhametliyim.

Aşkı nasıl tarif edersin?

- Akıl tutulması, ruh huzuru..

İlk defa kaç yaşında âşık oldu?

- Gerçek olarak aşkı ilk defa 19 yaşında yaşadım..

En çok hangi çiçeği seversin.

-Mavi Gül'ü..

En sevdiğin hayvan cinsi nedir?

- Atlar..

En korktuğun hayvan cinsi nedir?

- Böcek familyasını sevmem. Tam olarak korku değil ama sevmem.

Olmazsa olmazın, yanından ayırmadığın bir şey var mı? Nedir?

- Kalem ve krem. Ellerimi yıkadıktan sonra krem sürmezsem hiç bir şeye dokunamam.

Hayatında iz bırakan ve en mutlu olduğunu hissettiği an nedir?

- Bir vapur gezisi...

Hayatında kendini en çaresiz hatırladığın an nedir?

- Annemin, hastalığına çare olmayan ve artık ölmesi için eve gönderilen kardeşimi son kez "Kızımın cennette saçları olacak ve melekler toka takacak" sözleriyle severken gizlice izlediğimde henüz yaşıyorken kardeşimin ölümünü kabullenmek çok zordu ve o gün ki kadar çaresiz kaldığım olmamıştır sanırım.

En çok hangi konular üzerine konuşmayı seversin?

-  Bilimsel gerçekler, uzay ve tarih hakkında sohbet etmeyi severim. Ayrıca Allah aşkı içerikli sohbetlere ve kıssalara bayılırım.

En çok hangi konuşmalardan kaçarsın?

- Siyaset ve fanatiklik içeren her konu.

Hoşlanmadığın tipler/kişiler var mı?

- Merhametsizler, her şeyi bildiğini sanan kibirli insanlar. Ayrıca elinin altında olan makamı kişisel çıkarları için kullananlar..




Sorular ve cevapları bu kadar. bu Post'un şarkısını es geçmek istemedim..



Dünyada ölümden başkası yalan...
13.11.2015 Zeliş



Nursalkımın..

11 Kasım 2015 Çarşamba

Ve'sair..



Hangi kelam dile getirir bende ki seni?
Telaffuzuna bile yetemiyorum..
İçimde ki nasıl bir nehirdir ya Rabbi!
Setler çekiyorum da durduramıyorum..

Hazana kucak açmış ve artık susmuş şair..
Bir merak içinde "Sen kokusuna" dair,
Kanaviçe gibi işlenirken aşk  yürek duvarlarına,
Geriye ne kalmışsa avuçlarımda ve'sair..

b.g.o.k.a.s....




Kaçıp gitmek vardı şimdi zamandan..
Kaçıp gitmek geriye kalan ne varsa..
Off.... (!)


Nursalkımın..

9 Kasım 2015 Pazartesi

Tutsak



Ruhum hür..
Yüreğimse sana tutsak..
Gecelerim yoksun güneşinden..
Hayallerim dipsiz,
Bir tek gülüşün eksik kaderimde..
Çocuk yanım kırgın ve sana hasret..

Gelmeliydin,
Hazan yüreğime mühürledi sanki..
Yusuf misali dipsiz kuyularda,
Züleyha misali şaşalı dünyanın yalnız kıyılarında,
Yandım sana..

Gel..
Ateşinde eriyen buz misali olayım..
Ellerin kelepçe olsun ellerime,
Yüreğin ise dipsiz zindanım..
Ömür boyu sana mahkum olmaya razıyım..

Gel, sadece gel..

s.ö.ş.y.o.s.....



Deli dolu günler,
Belki de bir zamanlar hayat güzeldi..
Ellerim uzanmaz,
Şimdi istesem de dokunamam ki..

Nursalkımın..

5 Kasım 2015 Perşembe

Rûya..



Çok bunaldım, bağıra çağıra haykırmak istiyorum..
Hayatın grimsi kasvetinden,
Uslanmaz ruhun hasretinden,
Deli havaların alacasından..
Kendimden,
Senin sessizliğinden..
Hayallerin imkansızlığından..

Gerçekten tıkandım, hislerim şuursuzlaştı...
Düşüncelerim uyuştu,
Kelimelerim halsizleşti!


AĞLASAM geçer mi?
Anlatsam geçer mi..



"Dağılmış saçlarım gönlünün yatağına, UYANDIRMA..
  Sabah olsun ben giderim, sen kal Rüyamda.. "

Rûyamdaydın yine bu gece,
Uyandım, gerçek değildin biliyorum..
Yine de yumdum gözlerimi, hep kal diye içimde..

s.s.d.g.s...a.a!









Nursalkımın..

3 Kasım 2015 Salı

..



Yazmak istiyorum..
Sana anlatmak her şeyi..
Hayatımın ne kadar zor olduğunu..
İçimde taşıdığım ağır yükleri, pişmanlıkları, keşkeleri..
En çokta içimde ki kara deliği anlatmak istiyorum,
Beni her an yavaş yavaş sinsice içine çeken kara deliği..

Ne zaman büyüdük biz, ne zamandan beri böylesine yok oluyorum..?
Sayamıyorum artık geçmiş hazan yılları
Ve gelecek..
Gelmesinden en çok korktuğum gelecek..
Bir şey olacağından değil de olmayacağından..
İşte hiç bir şey olmayacak ya en çok bundan korkuyorum..
Umutlarım gittikçe törpüleniyor, nereye baksam hazan açıyor dünya..
Damlıyor bir bir günahlar insanlığımızdan..
Sahte sevgiler, sahte gülüşler ve sahte ışıklar...
Ve en çok çaresiz kalışlar..
Kendi çaresizliklerim, kaybedişlerim boğuyor beni..
Hep kaybetmiş ve özlemiş olmak!
Geçmişin beni böylesine ürkütmesi bu yüzden...
Neden payıma bu kadar özlem düştü ki..

Biliyor musun sadece şarkıların hüzünleri gerçek geliyor bana..
Sadece şarkılar ağlıyor bence aşklara..
Geri kalan her şey fani ve bir çıkar peşinde..
Ölümsüz aşklara inancım yok ki artık!
Zira herkes çıkarı kadar seviyor diğerini..

Belki bende farklı değilim kimseden,
Ama bildiğim tek şey ben seni isteyerek seçmedim
Ve bilerek sevmedim..
Hem zaten bu sevdada payıma düşen bir çıkarım  yok ki..
Üstelik umudum da yok..

Sadece yine kaybediş var, sadece hüzün var, hazan var..
Sadece umuda karışmış koca bir umutsuzluk var..






Nursalkımın..