30 Ekim 2014 Perşembe

Şirazesi Şaşmış Melankoli.. (vol:2)

NOT:Bu yazı ve bu başlıkta yayımlanacak olan bütün yazılar argo/küfür ve melankoli içerecektir. Ona göre okuyunuz lütfen!



Sustu bu gece, karardı yine ay..!
Kaldı geriye cevapsız sorular..!
"Uyandığında onu ilk kim görecek?"
"Bıraktığım düşü kim büyütecek..?"


-"Hangi flu kahrolası sabaha gözlerini açmayacaktı? "

Manga'nın kendine has olan ve onun hüzünlerini deli gibi şehvete getirip, gözyaşlarıyla çılgınlar gibi seviştiren şarkısını dinlerken aklına bu soru geldi.. Yine soğuk bir şehrin, ağlayan gökyüzünün altında, tıklım tıkış aptal otobüsünde, şoförle olan taze kavgasının ardından düşündüğü tüm sorular yine boğazına takılmıştı.

Yine saçmalayabildiği kadar küfrün dibine vurmuştu içinden! Herkes, her şey nasibini aldı bu gün ki "edebiyatın içine ettiği" sessiz küfürlerinden!
Sanki çokta umurundaydı şuan "dil bilgisi.."! Hayat bilgisinden çakalı, kendi hayatının içine s*çalı yıllar olmuştu nede olsa, geriye kalan hangi bilgi teselli eder veya düzeltebilirdi ki yanlış seçimlerini?
kaldı ki dil bilgisine aldıracaktı..

Nihayet şerefsizin birinin aleni tacizine "artık bu kadarına da oha" deyip dayanamayan yaşlı bir amca yer verdi.. Amcaya minnet dolu ama yine de boş bakan gözlerle başını eğip, içinden teşekkür ettikten sonra daldı gitti oturduğu koltukta..

Aynı otobüste, aynı "bir yere ulaşma" gayesi ve telaşı içinde olan bir birinden farklı onlarca insan vardı.. O an hepsinin aklından geçenleri merak etti. Kimi elindeki akıllı telefona bakıyor, kimi kulağında kulaklık dışarıyı izliyor, kimi oturduğu koltukta yanındakinin dibine düşerek uyuyordu. Kimi de kendisine baktığını fark ettikleri bu aptala bakıyordu. Bu kısa bakışmaların ardından bazısı onun dik ve kesintisiz bakışlarından rahatsız olup yönünü çeviriyor bazısı ise aynı şekilde karşılık veriyordu. Bakışlarıyla buluştuğu ve hiç tanımadığı bu insanların onlara dik dik bakan bu salaş ve kendinden geçmiş kız hakkında ne düşündüklerini çok merak ediyordu..

Hay bu telefonun içine edeyim!
Bankalardan ve dolandırıcılardan gına gelmişti artık. Telefonun çalmasını umduğu tek bir salak vardı! O da bu güne kadar hiç aramamıştı, aramazdı da zaten! "O" salak bilmiyordu ki burada ki salağın her gün ALLAH'tan onu dilediğini!

Bu gün yine bot ve mont günüydü! Hatta uyuyabildiği yarım yamalak dakikalarda rüyasında dehşet saçma gizemli şeyler bile görmüştü bu gece. Tüm bunlar yeter miydi dilemekten tükendiği mucizelerine.. 

-"Bi S*iktir git yaa!"
Aklının bir bölümüne hükmeden ve masum, umutlu, yılların gerisinde bıraktığı o saf kızı oynayan yanına küfrü basmıştı yine..
Aylardır ummaktan bıkmayan ama kendisini milim milim tüketen iç sesini bastırmaya çalışıyordu. Bu çatışmalar ne zaman son bulacaktı? Asi ve isyankar yanı ile boynu bükük, masumiyete susamış ahlaklı düşünceleri ne zaman barış imzalayacaktı?

-Umutmuş! Peh... Hepsinin köküne kibrit suyu...!
-Kızım yeter, manyak mısın? 
-Uyan artık lan bi aç şu kahrolası gözlerini, yeter yaa yeter!
-Hayat s*çtı işte ağzına kabullen artık!
-Kes şu aptal umutları, bi kendine gel, bi dön şu mal dünyaya sende!

Sinirlerini aldırmış tarafı, ruh hastası haline bürünüp gözlerini devirdi.. Kendiyle cebelleşirken bir yandan da yanında ki öküzün bitmek bilmeyen, laubalilikten vıcık vıcık olmuş telefon muhabbetiyle cebelleşiyordu.
Adam iki saattir vır vır ahlak kurallarından bahsederken olabildiği kadar ahlaksızlaşıyordu telefonda ki cırt sesli karıya!

-Ahlaksızlık içinde kaynatılan ahlak kuralları!!

Neyin kuralıydı bu? Uyduğu tüm kurallar bunaltıyordu onu.. Artık içinden sıyrılıp yılmışlığın, bastırılmışlığın, tüm kuralları eze eze çiğnemek istiyordu. Ahlak kuralları, etik kuralları, yazım kuralları, aile kuralları.. Ne kadar kural varsa bir çuvala doldurup, bok kuyusuna atası vardı!

Özünde çok yorulmuştu..
Bot ve mont günüydü bu gün,
Yine gerçekleşmeyecekti mucizesi, 
Yüreği yine sessiz kalacaktı..
Umduğu salak onu yine aramayacaktı bu gün..
Ve gün yine akşama dönerken, gözlerinden dudaklarına yol alan ince, tuzlu çizgiler yine fazla mesai yapacaktı bu gece..
Ayazın soğuğu değil de etrafında ki tüm boş kalabalığın içinde boğulduğu bu yalnızlığın soğuğu işleyecekti iliklerine yine..

-yine, yine, yine..!



(Devam edecek)


Ne yapayım sen söyle?
Ne yüreğime, ne şeytani isteklerime söz geçiremiyorum!

s.ç.s.d.g.s.i....


Nursalkımın..

9 yorum:

  1. nur
    bu yazını okuma şansı bulan her kadın,yada iş hayatı olan şehirli her kadın diyeyim beni mi izledi diyebilir.o kadar gerçek yazıyorsun ki etkilenmemek imkansız
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Havva, canım hepsini izliyorum :)
      Çoğu otobüs izlenimlerimden çıkıyor bu yazıların.

      Sil
  2. çok sürükleyici ya , devamı var dimi :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Aslında devamı derken kendime mutsuz bir kadın çizdim ve onun gözünden onun hayatını anlatıyorum. Ve evet yeni bölümler olacak.

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Teşekkürler Mavi, gerçeklerden alıntılar yapıyorum..

      Sil
  4. O kurallar da bizim gibi insanlar tarafından koyulup zamanla yerleşmedi mi zaten topluma.Kendi kurallarımızı kendimizin koymasının vakti geldi bence

    YanıtlaSil
  5. Melankoli de lazım bazen Nursalkımı... :)

    :)

    Blogum'da yarın akşam saat 20.00'da TV dizisi gibi bir öykü dizisi başlıyor, sizi de beklerim efendim! :)

    YanıtlaSil