24 Kasım 2014 Pazartesi

Şirazesi Şaşmış Melankoli.. (vol:3)

NOT: Sevgili OKUYUCU Tolgaaaa'nın hüzünlendiren yazısını okumak için TIKLAA!

ANA NOT:Bu yazı ve bu başlıkta yayımlanacak olan bütün yazılar ve kurgular argo/küfür ve melankoli içerecektir. Ona göre okuyunuz lütfen!



Kahır neydi?
Yenir miydi bu lanet duygu?
Tadı var mıydı yüreğini çatlatırcasına acıtan bu şeyin..
Neden hep yenilen taraf oluyordu?
Neden hep imkansızdı düşleri..
Sahi imkanı olsaydı bazı şeylerin acaba nasıl mutlu olunurdu..

Sorular, sorular..
Bütün gece kimsenin duyamayacağı sesle ama içinde çığlıklar koparak hıçkırıkları ile yastığa yumulurken sordu durdu kendine..
Umutlarını defalarca yumrukladı hayallerinde, sokak lambasının titrek ışığı perdenin tam çekilmemiş kısmından odaya sızarken, karanlıktan neden korktuğunu düşündü..
Çok mu şey istemişti şu lanet hayattan da payına hep bu yangınlar düşüyordu. Şimdi sevdiği ama kendisinden haberi olmayan o adam yatağında uyurken o, onun kollarında olmayı, sıcak bir öpüşle avutulmayı ne çok isterdi..
Acaba "O" kendisinin bu kadar çok arzulandığını bilse ne hissederdi..
Salakça gülümsedi kendi kendine.. Dışarıdan göründüğünün aksine içinde ki ahlaksız kadının gülümsemesiydi bu.
Bir de sevişmek denen şey sevilen kişi ile olmadıktan sonra aynı ismi almıyordu ki? Kimisinde bu durum tecavüz oluyordu kimisinde ise iş..
İş.. İsmine orospuluk denen bu fiil aslında onun güncesinde yine tecavüzdü.. Hangi kadın sevmeden sevişmeyi kendine iş edinirdi ki.. Gönüllü tecavüz diye düşündü...

Saate baktı, lanet olsun saat gecenin 3'ünü çoktan geçmişti. Yarın yine iş vardı. O ise mide bulantısı ve ağlamaktan ve de çoğu gece yaptığı gibi düşünmekten uyuyamamıştı. Üstelik tutan migrenini biraz olsun durdurmak için duş alması gerekiyordu.

İş demişken işini hem seviyor hem de her şeyden olduğu gibi nefret ediyordu.
Seviyordu zira hayatında ki karmaşadan başka türlü kurtulamıyordu. Birde bir tek çalışırken tüm dünya ile bağlantısını kesmeyi becerebiliyordu. Aslına bakılırsa hayatında kendi için becerebildiği tüm iyilik buydu. Aklını bir tek müzik ve işiyle meşgul ediyordu. Aksi taktirde delirmemesi için avunabileceği elle tutulur bir şeyi yoktu.

Yaşamı alt üst olmuştu, hayatının neresinden tutsa bir kaç parçası elinde kalıyordu. Birde bazen düşünüyordu iş ya da tecavüz denilen olay vardı ya ! Bu akşam iş dönüşü lanet şarjı bitmiş bu yüzden müzik yerine istemeden o iki kadının dertleşme senfonisine şahit olmuştu. Eşini sevmediği halde boşanamayacağını anlatıyordu kadınlardan biri. Ve eş denilen öküzün bitmeyen odunluklarından bolca örnekler içeriyordu akşamın en  kalabalık saatine denk düşen bu dert senfonisi...
Sordu kendine, peki o kadının mecburen katlandığı bu evlilik bunlardan hangisine giriyordu? Elinde olmadan öğürdü, koca akşam yediği-içtiği tek şey olan bir yudum suyu midesinde tutmayı beceremiyordu..

Bazı acılara katlanmamalıydı ama kendini öyle güçsüz ve çaresiz hissediyordu ki.

Kızgın mıydı? Evet ama kime, neye kızgındı?
Tüm bu şeyleri kendisi yapmamış mıydı yine kendisine?
Hep kendi seçimleri, seçtikleri değil miydi onu bu kahpeliğe sürükleyen?

Ağlamak nasılda bir parçası oluvermişti.. Oysa hayatında her şey farklı olabilir miydi? İnsanların namussuzluğuna defalarca kanmamış olsaydı daha güzel olabilir miydi hayatı? Daha cesur olur muydu tebessümleri ya da daha umutlu ve mutlu geceleri..
Peki gönlünde taşıdığı o kocaman yük daha taşınası ve umut edilesi olur muydu? Tüm insanlardan iğreniyordu, buna kendi de dahildi. Kimi zaman aklını söküp atası geliyordu. Yapabilmeyi diledi yine..

"ALLAH'ım" dedi yine sadece gecenin ve kendisinin duyacağı kadar kısık bir sesle..
İsyan değildi ama ihtiyaçtı belki de içinde ki asi yan! Yoksa bu durumla daha fazla baş edemezdi. İçinden çıkamayacağı kadar batmıştı karamsarlığa..
Tükenmişlik hiç bu kadar tesir etmemişti ruhuna..
Çıplak bedenine doladığı çarşafla kalktı yataktan, ne yapacağını bilmeden ağlaya ağlaya ilerledi karanlık koridorda..
Masanın üstüne bıraktığı kulaklıklarını aldı, kulaklarına geçirdi yavaş yavaş.. Canı yanıyordu ama bu acı kulağının kenarında ki morluktan mı yoksa kalbinde ki derin çukurdan mı onu bilmiyordu. Telefonu eline alıp onun girebileceği her sosyal mecrayı kontrol etti ve en sevdiği resmi açıp ekrana yerleştirdikten sonra müzik programını açıp her zaman yaptığı gibi O'nu düşünerek kendine rast gele bir parça açtı. Rastgele açtığı şarkıları kendince kaderin seçtiğini düşünmek istiyordu zira kader denen yazgının kendisine hiç değilse bu kadarını borçlu olması gerektiğini varsayıyordu.

Bu gece, kulağında, kolunda ve en çokta yüreğinde ki morluklarla göz yaşları sızarken gözlerinden bir kez daha play tuşuna bastı..

"Lanet olsun!!!! Kader, yetmedi mi bu gece ki sızım da bu şarkıyı seçtin!"




s.ç.s.s.i.a.d...

Nursalkımın..

8 yorum:

  1. yahu ben diyorum nerden dökülüyo şu minik kalpçikler :) duygu karmaşası yaşadım okurken yazıyı, bir taraftan yazının hüznüyle kaşımı çatıyorum, fareyi oynattıkça kalpler dökülüyo eğleniyorum çocuk gibi, sırıtarak ;) güzel hikaye...ben arada bir girer oynarım bu kalpçiklerle, sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Sia'nın şarkısı. Her zaman beklerim kalplerle oynamaya :) Tek değilsin..

      Sil
  2. Dünyada belki de milyon tane Tolga ismi vardır değil mi?
    Ama listeme bu postun düştüğünde ve ilk kendi ismimi orada gördüğümde bana seslendiğini anladım. Seni duydum ben biliyor musun. ama ağlama işini çok abartma. beni bilirsin karşımda biri ağladımı ne olursa olsun dayanamam ağlarım. erkek adam ağlamaz raconu aklıma gelir, bu sefer de içime içime akıtmaya başlarım göz yaşlarımı. bunu istemezsin değil mi?
    anıra anıra ağlayabileceğim, ağlayabileceğimiz yer olursa bir gün hiç çekinmem.
    he burnumu da koluna silerim haberin olsun :)
    Ne mutlu ki senin gibi bir dostum var. Ne mutlu ki böyle güzel yüreği taşıyan bir arkadaşım var.
    Seni okumak kadar anlamakta çok güzel. Seni duyuyor ve anlıyorum ey hatun.
    Bir de çok garip ama, bu "safransarı" rumuzunu almamda ki sebep olan "inci aral-safransarı" kitabını hatırlattın bana. o'nu da mı hissettin yoksa?
    duyuyorum seni..
    http://www.youtube.com/watch?v=X6JkSNty194

    YanıtlaSil
  3. Ne kadar istemesek de bazen patlıyor insan isyan ediyor.

    YanıtlaSil
  4. Maalesef ki bazen yastıklarda ki gözyaşlarının tuzundan ibarettir hayat. Dikkat et senin yastık tuza fazla bulanmasın. Senden acı uzak kalsın.

    YanıtlaSil
  5. du bi yaaa ilk iki bölümü ne zaman okudum. argolu bişi hatırlıyom sende ama neydi ki. sende argo görünce şaşırmıştım yaa :)

    YanıtlaSil
  6. bu öyküyü gelip toptan okuyim ben :)

    YanıtlaSil